Anayasa Mahkemesi tarafından yapılan inceleme neticesinde; Ceza Muhakemeleri Kanun'unun 250 ve devamı maddelerinde bildirilen, 01/01/2020 tarihinde yürürlüğe giren Seri Muhakeme Usulü’nde Savcılık makamı tarafından sunulan talepnamedeki hükme göre karar verilmesinin masumiyet karinesini ihlal ettiğine yönelik görüş birliği oluşmuş, işbu nedenle de 15/06/2021 tarihinde ND 17/21 sayılı "Seri Muhakeme Usulünde Mahkemenin Talepnamede Belirlenen Yaptırım Doğrultusunda Karar Vermesini Zorunlu Kılan Kuralın İptali" başlıklı karar yayımlanmıştır.(1)
Seri Muhakeme Usulü; CMK m. 250'de zikredilen suçlardan birini işlediği şüphesi bulunan kişinin usulün uygulanmasını kabulü doğrultusunda Savcılık makamı tarafından verilecek cezaya ilişkin %50 oranında indirim de uygulanarak talepnamenin hazırlanması ve Savcılık tarafından belirlenen cezanın mahkeme tarafından ayrıca bir esasa ilişkin değerlendirmeye tabi tutulmaksızın hüküm altına alınması şeklinde cereyan etmektedir. İşbu düzenleme ile yargının basit suçlara ilişkin iş yükünün azaltılması amaçlanmakta; buna karşı seri muhakeme usulünü kabul eden, hakkında suç şüphesi bulunan kişiye yarı oranında ceza indirimi uygulanması sağlanmaktadır.
Anayasa Mahkemesi tarafından Seri Muhakeme Usulü kapsamında verilecek olan kararın talepname ile birlikte hüküm altına alınmak üzere mahkeme tarafından değil, savcılık tarafından verilmesi ve bu durumun mahkemelerin bağımsızlığı ilkesine aykırılık teşkil edip etmeyeceği hususu değerlendirilmiştir.
İşbu değerlendirme ile 2 farklı bağlantılı husus üzerinde durulduğunu söyleyebilmek mümkündür. Bunlardan ilki mahkemelerin bağımsızlığı, ikincisi ise masumiyet karinesidir.
Anayasa Mahkemesi karar içeriğinde;
"Anayasa’nın 9., 138. ve 140. maddeleri, yargı yetkisinin mahkemelerce serbest, noksansız ve vicdani kanaate uygun olarak kullanılmasını zorunlu kılar. Buna göre hâkimlerin görevlerini bağımsızlık içinde yapmalarını, Anayasa’ya, kanuna ve hukuka uygun olarak vicdani kanaatlerine göre hüküm vermelerini engelleyen, takdir yetkisini ortadan kaldıran ve bu suretle yargı yetkisinin kullanılmasını kısıtlayan düzenlemeler anılan hükümlere aykırılık sonucunu doğurur. "
ifadeleri ile mahkemelerin tam bir bağımsızlık içerisinde görevini ifa etmek zorunluluğunda olduğu, bu bağımsızlığı kısıtlayan hükümlerin ise Anayasaya aykırılık teşkil edeceği yönünde görüş bildirmiştir.
Masumiyet karinesi, suçluluğu hükmen sabit olunana kadar kişinin masum olduğunu ifade etmektedir. (Anayasa m. 38) Elbette masumiyet karinesinden bahsedilebilmek için maddi gerçeğe ulaşmak amacıyla delilleri serbestçe değerlendirebilen ve kanunlar çerçevesinde vereceği hükmü serbestçe takdir edebilen bağımsız mahkemelerin varlığı gereklidir. Nitekim ilgili kararda da ancak ve ancak bağımsız bir yargılama neticesinde şüphenin yenilebileceği ifade edilmiş ve CMK m. 250/9'da yer alan “…talepte belirlenen yaptırım doğrultusunda…” ibaresinin bu yönleriyle Anayasa aykırılık teşkil ettiği tespit edilmiştir.
Nitekim, soruşturmayı yürütmek ve hakkında yeterli suç şüphesi bulunan kişi bulunan kişi hakkında iddianame düzenlemekle görevli olan, bu özelliği ile Ceza Muhakemesinde iddia makamı olarak anılan Savcılık makamının verilecek cezayı belirlemesinin ve bağımsız yargılama yapmakla görevli olan mahkemelerin ise usuli bir inceleme ile hüküm vermesinin mahkemenin bağımsızlığını, masumiyet karinesini ve Anayasa hükümlerini zedelediği görüşünü bizlerde taşıyor ve verilen kararın doğru olduğunu düşünüyoruz.
Telif Hakkı © 2021 Şayan Hukuk Bürosu - Tüm Hakları Saklıdır.
Web sitesi trafiğini analiz etmek ve web sitesi deneyiminizi optimize etmek amacıyla çerezler kullanıyoruz.